|
LİNKLER :
Atatürk Türk Düşünürleri Divan-ı Lügati't Türk Peygamber, 4 Halife Mevlana Yunus Emre İslam Alimleri Ahlak Murphy Kanunları
ARAMA MOTORU :
|
![]() ![]() ![]()
![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
![]()
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
![]()
Mevlana'nın yedi öğüdü : 1- Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. 2- Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. 3- Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. 4- Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. 5- Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. 6- Hoşgörürlükte deniz gibi ol. 7- Ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol. Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim (kuluyum) Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum (toprağıyım) Biri benden bundan başkasını naklederse Ondan da bizarım, o sözden de bizarım (şikayetçiyim, bezmişim) Hamdım, piştim, yandım... Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez.
Diri aşk, ruhta ve gözdedir. Her anda goncadan daha taze olur, durur. O dirinin aşkını seç ki; bakidir ve canına can katan içkiden sana sakilik eder. Ne kadar bilirsen bilirsen bil; söylediklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır. Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir. Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir. Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir. Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder. Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler ? Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir. Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın. Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da. Genişlik, sabırdan doğar. (Sabır, genişliğin anahtarıdır.) Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç ? Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de. Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak. O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin. Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler. Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur. Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası. Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın. İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır. (İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.) Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak, malı yitmekten korur. Dünya malı, bedene tapanlara helaldir. Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü. Şu deredeki su, kaç kere değişti, yıldızların akisleri hep yerinde. Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça, sabırlılar, gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır? Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var. Resimler ister haberleri olsun, ister olmasın, hepsi de ressamın elindedir, o elden çıkar. Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek. Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur. Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır. Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi. Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır. Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir. Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.
Oyun, görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir. İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana. Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar. Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek, Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir. Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter. Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur. Kadın ve Erkek : Eyy Yiğit Er ! Erkeklerin kadınlara üstünlüğü kuvvet, kazanç ve mal mülk ile değildir öyle olsaydı aslan ve fil insandan daha yüce, daha üstün olurdu ! A Kör ! Eyy yalnız bu Anı gören... Erkeklerin kadınlardan üstün olması, erkeğin kadına nazaran daha ziyade sonu görür olmasındandır ! Erkek işin sonunu göremezse, işin sonunu görenlere nazaran kadın gibi noksan sayılır ! Mesnevi - 4 / 1618-1621 Rüzgar ve topraktan korkan damla gibi olma! Zira bu ikisi, damlacığı helak eder: Rüzgar onu kurutur, toprak da emer ! Fakat o damla denize sıçrayabilse, güneşin hararetinden de kurtulur, rüzgardan ve topraktan da... O damlanın görünen varlığı denizde yok olur, ama zatı ve hakikati, daimi bir şekilde o denizin bir cüz’ü olarak kalır! Fani bir varlık, kendisini baki bir varlığa teslim edince, o da baki ve ölümsüz olur! Ey varlık alemine nisbetle bir damla mesabesinde olan kişi!... Kendine gel de, pişman olmadan gerçek saadete nail olabilmek için varlığını Hakk’a ver! Ver de; bir damlacık canına karşılık denize kavuş, o uçsuz bucaksız deniz ol! Kendine gel; varlığını bu yüceliğe feda et, denizin avucuna gir de nefsin dehlizlerinde telef olmaktan kurtul! Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz. Ümit, güvenlik yolunun başıdır. Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın. Dert, insana yol gösterir. İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır. İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur. Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz. Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar. Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır. Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede ? Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır. Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun. Dünya köpüktür. Allah sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.
Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gök çekti, yüceltti. Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır. Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır. Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o ? Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün. Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar. Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları. Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar ? İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır. O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur. Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir. Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez. Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir. Keskin dişli kaplana acımak, zavallı koyunlara haksızlıktır. Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur. Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır. Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan! Yoksul, cömertliğin aynasıdır. Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur. Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur. Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa. Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de. Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Allah'dan medet umuyorlar. Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar? Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir. Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak. İnanan, inananın aynasıdır. Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak. Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir. Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur. Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir. Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı ? Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi? Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar. Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur. Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir ? İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır. Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede. Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir. Bağış, kine merhemdir. Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç? Sabrı olmayanın imanı yoktur. Allah yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari. Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil. Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar. Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir ? Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir. Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o. Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin? Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur. Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var. Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek. İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır. Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür. Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir. Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik. Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Allah'ya makbuldür. İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir. Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur. Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var ? İnci de denizin dibinde, taşlarla beraberdir. Övünçte, ayıpların arasındadır. Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider. |